22 Haziran 2008 Pazar

www.egommm.blogspot.com

25 Mayıs 2008 Pazar

deniz


"yaşama çagrı, ölüme davetiye."

12 Mayıs 2008 Pazartesi

"iyileşecek yaralar olduğu sürece geçmiş bugün olarak kalır."

30 Nisan 2008 Çarşamba

Vermeyin insana izin, kanması ve susması için


18 Nisan 2008 Cuma

nedendir sana hep dönüşüm?

fırtınam dinince

sahil sessizleşince

nedir öfkemde korudugum

dudagında bulduğum

girdabında bogulduğum,korktuğum...

keşke izini silsem

keşke hiç dönmesem

artık seni öldürsem..

nedir çocuk sende bulduğum?

aramaktan yorulduğum

nefretiyle avunduğum,

korktuğum...

keşke izini silsem

keşke hiç dönmesem

artık seni öldürsem!

17 Nisan 2008 Perşembe

değerinden eksiğine bozdurulmuş kaç hayat sığar gözlerimdeki masala?


allayıp pulladığımız aşkların bir değeri yok

çünkü değerin işe yarayacağı boş yer yok

16 Nisan 2008 Çarşamba

değerinden eksiğine bozdurulmuş kaç hayat sığar gözlerimdeki masala?


Regl sancılarıyla sarardığını umduğum yüzüme kan gelmesine (ki onca gidene rağmen) vesile olan namenizin kokusu hala saçlarımda desem:)

Dersteyim. Parçalanmışlıkları biriktirmeye alışkın ruhumda bir ayrıntıyı atlıyorum farkına vararak. Ayrıntısı olmayan hayatıma renk olsun diye.

Bu sıralar pek bi yeni yetme ergen modundayım. Emeklemeyen gidişlere bakakalmış ertelenmişlikler deryasında tutunduğum ince bir aşk olsa.(allayıp pulladığımız aşkların bir değeri yok çünkü değerin işe yarayacağı boş yer yok.)

Değerinden eksiğine bozdurulmuş kaç hayat sığar gözlerimdeki masala? Susuşlara eklenmiş öykülerinin çıplaklığına sarmalasan kirpiyi...

Dilek kiplerinin kibir deryasında boğulmaktansa yeşil gözlerinde ölmeyi denesem mi yoksa pasesivim.

Kendimizden vazgeçmezken vazgeçemediklerimizden medet umarız vazgeçişler için. Geçiş denemelerinde pek bir ısrarkeşim.

Kavramlara yüklenen anlamları anlamlandıramayacağımdan olsa bombok bir hayat çiziyorum her yere.



Çizimlerim de yazdıklarım kadar yersiz yurtsuz. Onlara olası bir dünya sunar mısın, sunarlar mı ki?

27 Mart 2008 Perşembe

"Unutma. Sen varsan ben varım, o var, biz varız. Sen....


"bir aşk birçok aşktan yapılıyor

ve ayrılınmıyor hiç bir seferinde!"...

24 Mart 2008 Pazartesi

"huzursuz ruhlar"


yaşadığımız dünyanın insani olan her şeyi nasıl çürüttüğünü gözlemlemek mümkün.

yeniye olan saplantılı tutku, sıkılganlıklar, bıkkınlıklar, takıntılar, şizofrenik kişilik bozuklukları, antideprasan ilaçlar....

posasını sıkarcasına sevilen, suyu bitince de çöpe atılan aşklar...

ruhlar huzursuz, ters dönmüş yattığı bedenin içinde...

çağımızın bir vebası da sıkılma belki...

"sıkıldıysan değiştir" sloganı ile her an saçını kıyafetini, işini, sevgilisini, arkadaşını, değiştiren birey...

yeni sözcüğünün büyüsü sistemi her an yeniden üretiyor.

evet bir tüketim dünyasıdır yaşadığımız...

ambalajlı afili, içeriği boş...

depresyon ilaçları eşliğinde yaşanan aşkların, takıntıların ve samimiyetsizliklerin dünyası...

peki böylesi bir dünyada ruhlar nasıl huzur bulacak?

14 Mart 2008 Cuma

bir gün gerçek olup gelemez misin


kirpinin olanca nezaketiyle merhaba,

günleri dünlerimize özleten anılar ve sen...

Paylaştıklarımızın düşselliğine direnen bir ............ yorgunluğu var gözlerimde.

Senli hasretimde derin bir yurtsuzluk.

gidişine yüklenmiş bir anlam yok zamanın kırık hafızasında.

Bu olası yeryüzünde "her şey yerli yerinde" tüm yerleşiksizliğiyle.

Kirpisel imgelerin cenderesinden kurtulamayan kıvraklıkla

gezindiğim satır aralarına anlam kazandıran ........... en güzel gözlü ........... çok özlüyorum.

sen götürdüklerinden daha fazlasın o kentte.

Benim içinde hep kendin kadardın, olduğun gibi.

Seni her düşündüğümde zaman biraz daha çölleşiyor kalanda.

özlediğimsin.

10 Mart 2008 Pazartesi

o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler


"dayanılması o kadar da zor değildir
büyük ayrılıklar bile
en güzel yerinde başlatılsaydı eğer"

Jean-Paul Sartre


"intihar kaçış değil reddediştir."

masal


soysuz kıvrımlarımla sarkıyorum olası bir masaldan


--9/06/2007 12:11:00 AM tarihinde bencilkirpi tarafından

keşke


başlasam yeniden camel içmeye
kırmızı koksam
saçlarımı kazıtıp
sınavlardan atılsam
talaş koksam17 imde
siyah seni geçirsem üzerime
banka önlerine hayallerimi assam
her gün yinelenen bu ritüelde
belleğim işlevinin yerine getiremeyince
gerçekliğin kesinliğinden uzaklaşmaya başlasam
yağmurlara enselensem
üşenmeyip her yere yürüsem
sabah kahvaltısında içmeye başlasam
bukowskiyle uykuya dalsam
marmara'yla yeni tanışsam
bulduğum bütün mumları yüzünün gölgesine dizsem
yazdığım mektupları bu mumlarla mühürlesem
öğle vakti rast geldigim türk filmlerini seyretsem
yılbası gecelerinde gizli hedef oynasam
tiyatro çalismalarina baslasam
papatyalar açmışken taçlandırsam basımı
o'ndan mektup beklesem
tatillerde kendime gitsem
bir türlü dönmesem
ankara'da üniversite arkadaslarımla buluşsam
annemden bahsetsem her fırsatta
kedilerden nefret etsem
düşsem dizlerim ve sol kolum kabuk bağlasa
en iyi arkadaslarim hep erkek olsa
denizin ortasındaki yataklarda uyuyakalsam
topuklu ayakkabı ile yürüyemesem
nilgün dünyalı olsa ben aşkla kansam
gök gürültüsünden korksam
telaffuz hataları yapsam
alkollüyken sarkı söylesem
sesimi begensem
sen gözlerimden geçsen
keşkelerimi dağıtıp
yarım kalmışlıkları unuttursan...


--7/17/2007 01:55:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi

eski(me)


anlamını bilmeden önce tanıdığı yalnızlığı

eski yaşantılarının hastalığından yeni kalktığı sırada

aldırışsız kelimelerle konuşurken

eski yaraların eski aşkların

göğsüne saplandığını duydu birden

sustu kaldı

güneşe döndü yüzünü

dilemediği eksik hayatların

gölgesiyle irkildi düşlerinin çölünde

yalnızlığı acıtınca gözlerini

perdelerini kapayıp kendi karanlığına gömüldü

lal


evvelbaharlar öncesiydi

lal aynlardan

kenarsız incelikler sızardı

zemheri artığı dillere

kordan kaküllerin sınandığı

küçük korkuluklardan inemeyen

sancısız ölümler doğarken

keşkeli kalemlere

kanayan direnci yedirilirdi

umut denen kancığa-


-6/27/2006 06:39:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi

noir

kendi kuyusuna düştükçe
doğrulamayan yalanlar dizeledi
ayakları sürtmeyen usa--

bir yurtsuzluk olacak vardığımda enginliğe
deniz perdelerini çekecek belleğime
her ilmeği çıplak örülecek şekilsizliğimin
körlüğünde işaretlenecek unutulmuşluğum
aşk, oğul, kardeş, anne adına ne varsa silinecek
umudun gölgesini dolaysızlık sağacak
bıçak yarası dünüm dağlanırken
eşşiz manzaralar kazacak bedenimi
kendi oluşumunun ağında debelenirken
bir saliselik hafıza tükürecek
gözardı edilen iyeliğim--


9/26/2006 11:59:00 AM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi

"ah o unutmayı bir hatırlasam"

"her şey en ince ayrıntısına dek unutulsun diye
önce bir bir hatırlanır"
--

anlam(adım)


"baştan başa bekleyiş olmak için
kendimi boşalttım,
şimdi bomboşum işte
ve artık beklediğim bir şey yok"

--1/02/2007 08:18:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi

taşra kederime eşsiz manzara-2

miyadın itkiydi görünen
döngüsüne eğilmiş usulca
kederini ıslatıyordu
göğsüne saplı yaşamın hırıltısında
tamlamaları susturabilmeyi diledi
sırlanmış camların gölgesinde
tutuklanmış tarihine boyun eğerken
ağırlaşan belleğinden aşırdıklarını
doldurdu kadehlere
iyeliğinden kaytaramayan bir ıstırapla içti
yenilmişti epik karalamaların celladına
mor birlikteliklere dönüyordu yazgısız kumlar
gömülerin bölünmüş uykularından geçiyordu taneler
göğün sefaletini uğurlayan
ayın ussallığına bilendi
umudun soytarı tiyatrosuna uzanan
dalgalara dokundukça
aşağılayan sarsan kırıklarla doldu bedeni
ruhunu yalayan biçimlerin kesikleri belirginleşti
gecenin zorba kurnazlığında
kumsala bıraktı ismini
geceden güne
tümünü ezinceye kadar
(en çok da) ismine küs kaldı
--1/14/2007 02:07:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi

unutmayacağız


"kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlandırmak

hastalıktır.
kimliğini yaşatman için sana bir düşman gerekiyorsa,

senin kimliğin hastalıklıdır"


--1/20/2007 05:23:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi

andayım



duraksız mevsimlerin
feveran yosması
düne yazılmış göğümde
an(ı) olamayacak kadar bendesin


1/21/2007 12:47:00 AM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi --

yal(an)ız


paylaştırılmamış bedellerin ağırlığı
yolların sefilliğine çözülürken
çölün ayak seslerine ıslanan
yalnızlığım harlanırdı--


--2/04/2007 03:41:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi

anlam(adın)

o kalabalıkta seni görmek isterim
asma yalnızlığına sarkan
küçük gri boşluklara gömülerek ellerini çizmek
utangaç kibrine
.....................
uzunca boylu yalanlar içsek
kırmızı limanlara giden zamanlarda
ölçüsüzlüğe sarsak silinmiş ömrümüzü
yeniden hecelesek doğurganlığımızı
anlamlara boğmadan yenilensek soysuzluğumuzla
mahcup maskelerimiz sinsin
yazgısız kumlara
idin şarkısı kararsın
insin perdeler
çıplaklığınla kamaşan dilime dolsun tadın
sen kal ben olayım
--2/06/2007 11:52:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi

kan(ama)dım


ağulu çarelerin sürgülendiği

melankolik sınamalara demlenirken

bir sana kanamadım --


2/13/2007 10:09:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi

09 Mart 2008 Pazar

murathan mungan


"onca sevdim de bir yüzünü görmedim aşk

her seferinde peçen gözümde kaldı."


--2/21/2007 10:49:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi

his(s)etti(m)i-30 Temmuz 2006


saygılı bir telaşla gelen
öl(eme)me korkusu
kelimelerimi sağırlaştırıp
sine-i suzanımı ediyor helak

posted by bencilkirpi @ 22:34 54 comments

22 Temmuz 2006




sadakat ihanetidir kendine insanın
en büyük nankörlük de budur ayrıca

posted by bencilkirpi @ 22:17 40 comments

ezop (19 temmuz 2006)


senin olan bir'e bak
senin olacak iki'ye bakma
biri sağlam
öteki yarım yamalak...

posted by bencilkirpi @ 10:01 18 comments

taşra kederime eşsiz manzara (16 Temmuz 2006)




gerçek yabancı kim
zamana sıkışmış sözler mi
yerleşik sınamalardan artakalanlar mı
anadilin gölgesi içindeyken zordu
sırtına alelacele geçirdiği hayatın ıslaklığı
titretmişti sesinin alevini
tamlamaları susturabilmeyi denedi
sırlanmış camlara çarpan
tutuklanmış tarihine boyun eğdi
ağırlaşan belleğinden aşırdıklarına kaldırılan
kadehlere doldurdu öyküsünü
-olmalıydı ona dair-
iyeliğinden kaytaramayan bir ıstırapla içti kendini
yenilmişti epik karalamaların celladına
mor birlikteliklere dönüyordu yazgısız kumlar
gömülerin bölünmüş uykularından geçiyordu taneler
göğün sefaletini uğurlayan ayın ussallığına bilendi
aşağılayan sarsan kırıklarla dolmuştu bedeni
umudun soytarı tiyatrosuna uzanan dalgalara dokundu
ruhunu yalayan biçimlerin kesikleri belirginleşti
gecenin zorba kurnazlığında kumsala bıraktı ismini
geceden güne
tümünü ezinceye kadar
en çok da ismine küs kaldı

posted by bencilkirpi @ 01:52 10 comments

11 temmuz 2006

kişinin "olduğu" "olmak istediği" ile
"sahip olduğu" "sahip olmak istediği" arasındaki boşluk
acıya neden olmaktadır.
kişi yoksuldur eksikliğini duyduğu zenginliği ister
bu onda "acı"ya neden olur
kişi ölümün kaçınılmaz olduğunu bile bile ölümsüzlüğü ister
bu kaçınılmaz durumdan korkmaktadır
bu ondaki "acı"nın kaynağıdır
sorunun çözümü açıktır
"Olan" ile "olması istenen" bir kılınmalıdır
bu kez şu soru gündeme gelmektedir
bu "birolma" nasıl başarılacaktır

posted by bencilkirpi @ 14:55 24 comments

kalakaldım (15 Şubat 2006)


şubatın sesini duyamayan
eksik bir gölgeyle inmiştin gözlerime
bakakaldım
bitemeyen bir umudun
sarısında kalan
penceresiz düşlerimi araladıkça
merdivensiz ömrümün gecesinde
kalakaldım
posted by egom @ 19:03 27 comments









25 0cak 2006


güz yalazı kalbe damlayan

semender aşklara kandığımdan beri

gölgemden bir eksik

kendimden bir fazlayım

ertelendim-3 (0cak 2006)


satır aralarına gömdüğüm

köşe başı sürprizlerinin

yüreğime yağmasını bekledikçe eksildim

eksildikçe ertelendim

ertelendim-2 (18 Ocak 2006)


ranzaların demir kokan nefeslerine

sarılamayan bir düşün kanatları

dağıldıkça akissiz ömrüme

dördüncü yaprağı unutulmuş tuvalimi

sabun kokulu

gri uykular boğardı


ertelendim-1( Şubat 2003)


eksik umutlar ektiğim

arka bahçesiz sokaklarda

sesinin kimsesizliğine benzeyen

çocukluğumu beklerdim

dağılan ömrüme bağışladığın

bu dünyalı olmayan gülümseyişin

içinbir ömür beklemeyi göze almıştım...

sandık diplerinin bilindik yoksulluğunda

unutulmamış bir şımarıklığın

bağışlanmasını dilediğim günlerde

azat edilen yıldızların sarhoşluklarına kanar

yokluğunun rengiyle dağlanan düşlerimi

gökyüzüne meze yapardım

elçisiz masalların üşüyen yalnızlığı

sokuldukça talaş kokulu ezgilere

gölgende raks eden gece

ruhuma yağardı

19 Şubat 2008 Salı

Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse...

"O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan
boşluklar bırakılmasaydı eğer.
Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer."
(c.y)