yeşilin hastalıklı sakinliğine kulak kesilmiş bir geceden düşüyorum
dar patika bir yola
zorlama bir özlemle bakıyorum erik ağacına
yapraklarından sızan ışık alıyor bedenimi
gözlerim alışşın diye bekliyorum alışmıyor
tanıdık bir yerde miyim
içime dolan toprak kokusu saçlarımı tarıyor
bağırıyorum
üst ranzanın gıcırtısı bastırıyor göstermelik düşümü
ahşap sevinçlerim doluyor arsız boşluklara
hepsi aynı kokuyor
uykuya bastırıldıkça azalan bir acı düşüyor parmaklarımdan
Ben'in yanlış uzaklığı mırıldanıyor çarşafımda
belki aynı geceyi ağlıyorum o'na da